5 Mayıs 2010 Çarşamba

Iguazu kardeşler


Dünyanın en büyük şelalelerine ev sahipliği yapan Iguazu nehrinin iki yakası Güney Amerika kıtasının en büyük iki ülkesi Arjantin ve Brezilya tarafından paylaşılmış. Dolayısıyla şelalelerin tamamını görmek istiyorum hissiyatındaysanız bu bölgede en az iki gün şart hatta 2 günden fazlası gereksizde denilebilir.

Buenos Aires’ten 18 saatlik bir otobüs yolculuğu ilke ulaşmış olmamız neticesinde-otobüs her ne kadar cama, yatılabilitesi mümkün, bir araç olsa da çok aranasımız olmadığı için hemen terminal karşısındaki ilk hostelele yerleştik. Derhal ücretsiz kahvaltımızı mideye indirdikten sonra da şelalelerin Arjantin kısmına doğru yola çıktık. Bir ay sonra doğaya dönüş.

Bu iki ülke şelaleleri kendi aralarında paylaştıklarından ve muhtemelen gayrı safi milli hasılatlarına güzel bir katkı sağlandığından tek günlük turistleri kendilerine çekebilmek için türlü numaralara girişmişler, öncelikle her iki milli parkın içine de kocaman bir otel kondurulmuş, Arjantin tarafında süper tipsiz ve doğaya uyumsuz Sheraton vardı, Brezilya’daki otelse en azından mimari anlamda gözü tırmalamayan daha makul bir bina. İkincil olarak her parkın içinde türlü atraksiyon mevcut, koca kamyon kasalarına doluşup milli parkın içinde hoplaya zıplaya gezmek, sürat botu içerisinde şelalelerin altına gidip donunuza kadar ıslanmak, bunge jumpeng yapıp tepe üstü şelale görmek-bu bir tek Brezilya tarafındaydı- gibi farklı seçenekler sunmuşlar. Son olaraksa parklar büyük olmaları sebebiyle nazenin turistçikler-bunlar biz değiliz tabii, diğer amcalar ve teyzeler oluyor- yorulmasın diye her iki parkın içine de asıl hadiseye varıncaya kadar sizi götüren bir toplu taşıma ağı var. Arjantin tarafında bu havadar bir trencikken, Brezilya tarafında çift katlı üstü açık otobüs olarak karşımıza çıkıyor.

Bu arada son bir not olarak hediyelik herhangi bir şey alacaksınız banko Brezilya tarafı, adamlar uğraşmış didinmiş güzel tişörtler, magnetler, oyuncaklar ve bilumum kıvır zıvır yapmışlar. Bir tek kar küresi yoktu onu da tropikal bölgede yaşamalarına verdim.

Önce Arjantin maceraları; Suların gereğinden fazla cozutması sebebiyle bizim bulunduğumuz günlerde Arjantin tarafının bir kısmı kapalıydı, ancak aynı yeri ertesi gün farklı bir açıdan Brezilyadan göreceğimiz için durumu umursamayarak başladık heyecanla yürümeye. Daha birkaç adım atmadan kedi boyutlarında karınca yiyenin küçüğü diyebileceğimiz, aramızda niyeyse kunduz olarak adlandırdığımız bir hayvanat yanımızdan hızla geçince beyler hemen fotoğraf makinelerine uzandılar, meğerim içerisi o hayvanatın arkadaşları ile doluymuş bir de üzerine pek yüzsüzmüş kendileri bu durumu da iki soluklanalım da bir sandviç yiyelim diye oturduğumuz kafede kendilerinden bir grubun yoğun tacizi yüzünden kapalı alana geçerken yakinen yaşamış olduk.

Şelaleler kolayca gezilebilsin diye Iguazu’nun Arjantinli Belediyesi hiçbir masraftan kaçınmamış ve şelaleler boyu yürüyüş yolları ve olayı yakından görebilelim diye platformlar döşemiş. Suyun sesi uzaktan geldikçe adımlarımızı hızlandırarak ilk platforma vardığımızda fark ediyoruz ki bu güne kadar hiçbirimiz gerçek anlamda bir şelale falan görmüş değiliz, yani eğer ki bizim gördüklerimiz şelale ise peki bu ne? Yan yana dizili onlarca şelale birleşerek deeeev bir şelale yaratmışlar ve kendilerini kaybetmiş bir hızla akmaktalar, her yeni platformda bu şelaleler silsilesi aralarda gökkuşakları oluşturarak farklı bir açıdan görünüyor, ve mütemadiyen daha ileri gitme istemi yaratıyorlar. Muhtemelen mevsimsel nedenlerden ötürü etrafı yoğun bir kelebek nüfusu sardığından ara ara şelalelere olan ilgimizi kaybedip bilumum renkteki kelebeklere odaklanıyoruz. Biz odaklanırken Efe kendini kaybedip kelebek avcısına dönüşüyor. Bknz Efe Flickr.

Sayın şelaleleri yukarıdan iyice incelediğimize kanaat getirdikten sonra aşağı kesime yöneliyoruz, aşağıda da yukarıdaki gibi yürüyüş yolları ve platformlar oluşturmuşlar ancak buradaki platformların yukarıdan belirgin farkı ıslanıyorsunuz, zira belli bölgelerde yok olmakla birlikte genel bir su sıçrama durumu var. Kontrollü bir yürüyüşle minumum ıslanarak turu tamamladıktan sonra hafiften pelte kıvamında şehre geri dönüyoruz.

İkinci günün rotası Brezilya, Brezilya halkının normal şartlarda daha gevşek olmalarını beklerken, Arjantin’den daha organize çıkıyorlar. Bu kez şelalenin tepesinden değil tam karşısından yüründüğünden manzara daha güzel olsa da dünkünün aksine çok yoğun bir su sıçraması hakim, bu sıçrama hiç yok olmadığı gibi aksine artarak çoğalıyor. Neyseki hava sıcak ıslanıp ıslanıp kuruyoruz. Dün Arjantin tarafından göremediğimiz şeytan durağı “devils parada” üzerinde yürümeyi olanaklı kılan rampaya geldiğimizde öncü kuvvet olarak Efecan’ı gönderiyoruz, sonuçta Efe epeyce bizse gayet makul ölçülerde ıslanarak parkın son kısmına ulaşmayı başarıyoruz. Brezilya tarafı gezintisel olarak daha kısa sürse de benim açımdan daha etkileyici bir görüntüye sahip, beylerse öncelikleri fotoraf olduğundan konu hususunda çekimser kalıyorlar.

Brezilya (Foz de Iguacu) tarafına ulaşmak için Arjantin’den(Puerto de Iguazu) kalkan 2 tip otobüs var, biri turistler için olanı terminalden alıp parkın kapısına kadar götürüyor ve aldığı yere tekrar teslim ediyor. Arada hem Arjantin’den çıkışınıza hem de Brezilya’ya girişinizi mümkün kılan giriş çıkış damgalarınızı yaptırmanıza olanak tanıyor. Diğeri ise saatleri belirsiz olan halk otobüsleri (collectivo), bu otobasların şoförleri sınır kapısında durma ihtiyacı hissetmediğinden pratikte Arjantin’den çıkıp Brezilya’ya girmiş olsanız da resmi olarak Arjantin’de kalmaya devam ediyorsunuz. Biz turist otobüsü ile gidip döndüğümüzden ve onun da saatleri arasında uzun boşluklar olduğundan parktan arta kalan kısmı Efe’nin kredi kartı yardımıyla hediyelik eşya dükkanında geçirmeyi tercih ettik.

Şelale kenarında uzun saatler yürüyünce enerjimiz azaldı haliyle, biz de bu duruma son vermek ve kaybolan kalorilerimizi geri kazanmak amacıyla tradisyonal usullere uygun şekilde müzik icra eden amcaların çaldığı bir mekanda şimdiye kadar yediğimiz en lezzetli ve aynı zamanda ne yazık ki Arjantin’de yediğimiz sonuncu etleri yiyerek Iguazu faslını kapadık.

Esasen artık açıklamakta bir sakınca kalmadığı için buraya da yazabilirim, Iguazu ile birlikte yolda bitti bizim için. Asli planımızda Sao Paulo ve Rio vardı, ancak İstanbul’a dönmemiz gerektiğinden bu iki şehri bir başka bahara bıraktık. Allah affetsin J

4 yorum:

  1. Ben en çok Ushuaia'yı beğendim.

    (bana me oluyorsa)

    YanıtlaSil
  2. Edacım, İstoşa hoşgeldiniz :)
    Ne iyi ettiniz de gezdiniz. Ben de kara kışta sizinle yazı yaşadım, gezdim, eğlendim, sağolun varolun..Öpücükler

    YanıtlaSil
  3. Virgiliuscum;
    Ushuaia mushuaia diye ayırım yapmayalım, g.amerikayı toptan bağrımıza basalım...

    Yaprakcım;
    teşekkür ederiz artık yavaş yavaş alıştıra alıştıra hoş bulacağız.

    YanıtlaSil
  4. merhaba oldukça güzel bir yazı olmuş. kaynak niteliğinde gerçekleştirilen bir seyahat. Umarım bir gün bizlere de nasip olur. Sivas Gezi Rehberi olarak başarılar dileriz. www.sivas.im ekibi.

    YanıtlaSil