Neyse ki Lima sokaklarında atılan birkaç turdan sonra, insanların inka müzikleri ile eğlenip bişeyler tattığı bir parka ulaştık. Tadım aktivitesinin her yıl bu parkta festivale dönüştüğü bu lezzetli bişeylerin ismi Pisco… Bu leziz alkollü içki, birkaç metod ile inka vücudunda ve damarlarında %40 ın üzerindeki alkol oranı ile yer buluyor. Bu tadım aktivitesinden ayrı kalmayan biz non-inka özel çifti bir kaç çeşidinden tattık Pisco’nun… Ben şahsen lime ile süslenen Pisco Sour’a bayıldım. Bu arada yumurta ile arası iyi olmayanlar için Pisco’nun yumurta akı ile hazırlandığını belirtirim ve fakat içiminde yumurta akını pek hissetmiyorsunuz (alkolden diliniz uyuşuyor herhal).
Ziyaret ettiğimiz ikinci Peru durağı olan Paracas’ta deneyimlediğimiz deniz ürünleri gözlerimizi yaşarttı, o kadar ki kumsaldaki balıkçıllar hıçkırıklarımıza katılıp ötüşüp durdular. Bu kadar balıkçılın bir bildiği var sanırım deyip yediğimiz Ceviche’ler, bundan önceki ceviche yazılarını bilgisayardan derhal silmeme yol açtı. Her çatalında ayrı bir deniz ürünü bulacağınız ceviche, ah keşke bir parça ekmek olsa da sosuna bandırsam dedirtiyor ve acımıyor insana… lezzetten bayıltıyor.
Üçüncü durak Puno Titicaca Gölü. 3800 metre yüksekte yeşillikle karşılaşılıyor. Bu metrelerde halüsinasyon görüldüğü için şahsi önerim çok az ve öz yemek. Hatta fazla alternatif denemeyip mideyi dinlendirmek. AMAA coca yapraklarından hazır edilen çaydan mutlaka içilmeli. Zira baş ağrısı ve midesel aktivitelere iyi geliyor. Coca ürünleri deneyinz ( coca şekeri vs.) denetiniz.
Bolivya’da tekrar görüşmek üzere halüsinasyonsuz günler dilerim...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder